Zendaya ve Robert Pattinson’un Başrol Olduğu ‘Drama’ gösterimde

Kristoffer Borgli, Sick of Myself ve Dream Scenario sonrasında, romantik komedi türünü radikal biçimde dönüştüren yeni filmi Drama ile izleyicinin karşısına çıkıyor. Yönetmen, bu kez klasik romantik anlatıyı ters yüz ederek, rahatsız edici ama aynı zamanda kara mizah yüklü bir “anti-romantik komedi” kuruyor.

Borgli’nin sineması, sık sık Ruben Östlund ile karşılaştırılıyor. Nitekim The Square ve Triangle of Sadness gibi yapımlarda olduğu gibi, Drama da izleyiciyi provoke eden, sosyal normları sorgulayan ve konfor alanını bilinçli olarak bozan bir yapı kuruyor.

Film, sanat tarihi doktorası yapmış Charlie ile Louisianalı edebiyatçı Emma’nın düğünlerine günler kala gelişen olayları merkezine alıyor. Yakın arkadaş grubuyla geçirilen bir gecede, alkolün etkisiyle ortaya çıkan “hayatındaki en kötü şey neydi?” sorusu, anlatının kırılma noktasını oluşturuyor. Emma’nın itirafı, grubun iç dinamiklerini altüst ederken, ilişkilerin yüzeydeki uyumunun ne kadar kırılgan olduğunu açığa çıkarıyor. Bu sahne, romantik anlatının klasik sıcak tonundan koparak daha karanlık, sorgulayıcı bir düzleme geçişi simgeliyor.

Charlie karakterinde Robert Pattinson, yoğun bir iç gerilim, güvensizlik ve kırılganlık sergilerken; Emma rolünde Zendaya daha kontrollü ama duygusal olarak derin bir performans sunuyor. İkilinin ilişkisi, idealize edilmiş romantizmin aksine; kusurlar, güvensizlikler ve karşılıklı bağımlılık üzerinden şekilleniyor.

Borgli’nin anlatısı; bireysel narsisizm, tanınma arzusu ve sosyal medyanın yarattığı kimlik krizleri gibi çağdaş temaları sert bir hicivle ele alıyor. Bu yönüyle film, sadece bir ilişki hikâyesi değil; aynı zamanda modern insanın etik, sevgi ve kimlik algısını sorgulayan bir metin niteliği taşıyor. Yönetmenin “ahlakın öznel olduğu” ve bireyin kendi değer sistemini inşa ettiği yönündeki yaklaşımı, filmin temel felsefi omurgasını oluşturuyor.

Görsel ve tematik referanslar açısından Borgli’nin oyuncularına izlettiği filmler de dikkat çekici: Bob & Carol & Ted & Alice, A Passion, Benny’s Video, The Piano Teacher ve Melancholia gibi yapımlar, karakterlerin psikolojik derinliğini ve ilişkilerin karanlık yönlerini besleyen estetik bir çerçeve sunuyor.

Sonuç olarak Drama, düğün, aşk ve bağlılık gibi kavramları idealize etmek yerine parçalayarak yeniden kuran; trajedi ile komediyi iç içe geçiren ve izleyiciyi sürekli olarak etik bir sorgulamaya zorlayan bir film olarak öne çıkıyor. Modern ilişkilerin yapaylığı, toplumsal yargının baskısı ve sevginin sınırları üzerine sert ama düşündürücü bir sinema deneyimi sunuyor.

Haber Kaynağı: https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/zendaya-ile-robert-pattinson-un-oynadigi-drama-gosterimde-sevginin-sinirsiz-degeri-2492236

Düzenleme:4.04.2026 23:15

Related Posts

Wiz Khalifa 7 Temmuz’da  İstanbul’da

Hip-hop dünyasının en tanınan isimlerinden Wiz Khalifa, yeniden İstanbul’da sahne almaya hazırlanıyor. “See You Again”, “Black and Yellow” ve “Young, Wild & Free” gibi küresel hit’lerle geniş bir dinleyici kitlesine…

Şeytan Marka Giyer 2’de oyuncular ne kadar kazandı?

Moda dünyasının en ikonik filmlerinden biri haline gelen The Devil Wears Prada serisinin devam filmi The Devil Wears Prada 2, yalnızca gişe performansıyla değil oyuncu maaşlarıyla da gündemde. Filmin başrollerini…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir